logo

03 Haziran 2017

Siyaset ve miras


Huseyin Atalay
hatalay@damla.nl

Kısa süre bir siyasi partiye üyeliğimin de gözlemlerimin de neticesinde söylemeliyim ki siyasetin nasıl bir çirkef oyun olduğunu teneffüs etme imkanım oldu. Üç kuruşluk menfaat yada makam için canciğer insanların birbirine nasıl Bizans oyunları oynadıklarına az çok tanık olduk ve olmaktayız. Hal bu ki, siyaset gerçek bir ilim gerektirir ve ihtisası ise inkar, yalan, yalakalık uzmanlıkları ile tamamlanmamalıdır.

Ulus olarak bizler siyasetin ‘geyik’ kısmında bihayli mahiriz, lakin Cenab Şehabettin’i hiç hatırlamamak kaydıyla: ‘’ insanlar da koçlar gibi kafalarıyla tokuşurlar, biri yararlanırken diğer kısımdakiler yaralanırlar’’! Çok manidar ve üzerinde durulması gereken, maziden müstakbele muştulanmış bu sözü her cami lokali ve derneğin en endamlı köşesine koca harfler ile yazmak gerek.

Siyasiler kendi egolarını, yandaşlarını, partidaşlarını, şakşakçılarını görüp gözetirken, siyaset ilmi almayanlar birbirlerinin kafa ve kalplerini paramparça etmekteler. Bu konuya örnek bir kıssa ile devam edelim. Günün birinde bir Anadolu evladı ilim edinmek için Bağdat yolunu tutar. İlim şehrine vardığında hocasına din ilimlerini öğrenme arzusu olduğunu beyan eder. Hocası karın tokluğuna razı gelirse bu ilimleri kendisine karşılıksız vereceğinin teminatını verir. Bizim delikanlı kabul eder ve 7 yıl sonra din ilimleri, günümüz tabiriyle ilahiyat diploması cebinde icazetle ayrılır. Merkebine biner ve Anadolu’ya yaklaşınca Cuma namazı için bir camiye ulaşır. İçeri girdiğinde hoca atıp-tutar, tahsil ettiği ilimlere taban tabana zıt gayri İslami fetvalar verir. Bizim genç ilminde verdiği eminlikle ayağa kalkar ve camidekilere hocanın yalan yanlış konuştuğunu kaynaklarla anlatmaya başlayınca cemaat bizim delikanlıyı bir güzel döverler. Cemaatin gözünde hatip olan bu zat kıymet kazanmıştır ve sorgulama gereği duymayan ahali kime kul olduğunu bilmeden bu zat ’a biat etmişlerdir. Bizim genç dayaktan sonra ayılınca tereddütte düşer. Bunca insan mı doğru yoksa bana mı yanlış ilim verdiler diye geri döner Bağdat’a ve hocalarının huzuruna çıkar. Derdini ve tereddütünü anlatınca hocaları kahkahalara boğulurlar. Tüm şaşıran genç kızarak neden güldüklerini sorunca cevap gecikmez. Yanlışa inanmış kitlelere doğruyu anlatmak için hitabet siyasetini öğretirler ve iki yıl sürer bu eğitim. Akabinde bizim genç merkebine biner yine bir Cuma dayak yediği camiye ulaşır. Bizim hoca yine atar tutarken genç ayağa kalkar ve cemaate dönerek der ki: ‘’ ey aziz ve muhterem cemaat. Şu gördüğünüz muhterem öyle bir alim ki, bedeninden bir tel kıl koparan doğru cennetliktir! Tüm cemaat hocanın saçını başını cennete gideceği inancıyla bir güzel yolarlar. Genç intikamını bir fiske vurmadan aldığı gibi o şehrin yeni hocası ilan edilir ve oraya hak ve hakikati inşa eder ve ahali öncesinde tamamen gayrı İslami şeylere inandığını, hakikate ulaşmanın sadece dinlemekle değil, aramak, araştırmak, evreni ve dünyevi ilimleri de edinmenin, ulaşan bir bilginin doğruluğunu araştırmayı da öğrenir. Bu şehir bilgili ve bilgisiyle amel edenler diyarı olarak anılmaya başlarken, eski garibanlıklarından eser kalmaz, araştırma merkezi ve ticaretin cazibeli şehri olur. Bu kıssadan çıkan hisse, aşikar olmakla birlikte, kalkınma ve topluma yön vermek için samimi, bilgili, bilinçli, yaşamıyla örnek ve kişiliğiyle de önder ciddi ve samimi (kanaat)önderlerine gerek vardır. Altın kural ise, kral’dan çok kralcı olmamak!

Yukarıdaki kıssayı günümüze ve yaşadığımız coğrafya ’ya bağlar isek, Türkler üzerine son birkaç yılda çok ciddi siyaset geliştiren Avrupa ülkelerindeki biz Türkler (Türkiyeli ifadesi yoktur! Kendi dili olan milletler, isimleri ile anılır, Alman, İngiliz, Arap gibi biz Türkler de öyle anılırız! Siyaset ilmini almadan ve ciddi bir diaspora sahibi olmadan nelere malzeme olduğumuzun acep farkında mıyız? Güzel vatanımızda olan, başta 15 temmuz ihaneti olmak üzere, onun öncesi ve sonrasında ve hala hâlihazırda yaşadığımız AB ülkelerinde nasıl bedeller ödediğimizin ve gelecek nesillerimizin hangi bedelleri ödeyeceklerini hiç düşündük mü? Yoksa, tanklar ve savaş uçaklarına karşı canlarını siper etmekten sakınmayacak bu vatan ve bayrak aşığı ve bir o kadar da heyecanlı aziz milletin tam da bu heyecanını yine bize karşı kullanmadıklarından ve kullanmayacaklarından ne kadar haberdarız? Hollanda devletinin bir seçim zaferi uğruna Türklere neler yaptıklarına, başka ifade ile 60 yıllık bu ülkeye sadık ve hizmette devam eden bizleri nasıl harcadıklarına hep beraber tanık olmadık mı? Çocuklarımızın eğitim ve iş yaşamlarında hangi ırkçı engellemeler ve kısıtlamalar ki aşikârlaştı bu artık, maruz kaldıklarını ve daha kalacaklarını hiç hesaba katıyor muyuz?

Yazımın yegane amacı şu; yaşadığımız AB ülkelerinde hiç kimsenin siyasetine alet olmayalım ama siyaseti bizler de oluşturalım. Dernek lokallerinde toplaşalım, cami vesaire alanlarda toplaşalım ama Allah aşkına biraz da gelecek nesillere köklü ve kalıcı ön teker izleri bırakalım, nitekim arka tekerler onları takip edeceklerdir! Bizleri birbirimizden ayrıştıran, koparan her türlü söz ve eylemden kaçınalım ve sakındıralım. Yavrularımıza öyle bir miras olsun ki, dinini Kuran’dan öğrenen, Kuran’a birebir zıt hurafe safsatalardan uzak, aslını ,tarihini ve dilini, örf ve adetlerini bilen ve yaşadığımız ülkelerinde dil, din, tarih ve kültürüne hakim nesiller yetiştirelim. Buyurun bu konuda milletçe bilinçlenme ve bilinçlendirme seferberliği ilan edelim! Bu konuda özveri ile kermesler düzenleyen herkes kadar özveri ile bu bilinç inşasına katkı sunacağına kani olduğum proflarımızın, doktorlarımızın, avukatlarımızın, öğretmenlerimizin ve saymadığım daha nice meslek erbabının canla başla ve herhangi bir karşılık beklemeksizin çaba sarf edeceğine tüm kalbimle kaniyim. Fakat, burada ebeveynler çocuklarını baştan salmak için değil, samimiyetle eğitmek ve bilinçli bir nesli en büyük miras olarak gören nazarla yapmalı. Başka bir ifade ile nesli bilinçlendirmek için ebeveynler öncelikle bilinçlenmeli ve bu da mümkün ve asla geç kalınmış değildir! Sevgi ile yoğurulmuş, hoşgörü ile biçimlenmiş, bilgi ile donatılmış, yaşadığı ülkelere bilinçli uyum sağlamış ve bunların doğası gereği başarılı bir nesil kim istemez? Hepimiz değil mi? Ama bu emek olmaksızın, fedakarlık olmaksızın olmayacaktır! Çocuklarımızın futbollarına, kıyafetlerine, beslenmelerine verdiğimiz önem kadar değer vermeliyiz bu hususa ve bunlar için bulunduğumuz fedakarlıklar kadar ve hatta belki daha fazla fedakar olmalıyız! Şanlı önder Gazi Mustafa Kemal’in Atatürk’ün  ki son zamanlarda fütursuzca, alçakça saldırılar oluyor kendilerine, ve bunu bütün diğer atalarımıza yapılanlar gibi esef, derin üzüntü ve aşikar bir nefretle kınıyor ve Atatürk’ün şu ifadesiyle konuya vurgu yapmak isterim;

‘’Öğretmenler! Yeni nesil sizlerin eseri olacaktır!’’

Son ilahi kitap Kur’an ‘oku!’ emri ile başlarken, ilime, öğrenmeye, araştırmaya, düşünmeye önemle ve ısrarla dikkat çekerken bizler anlamadan okuduğumuz bir kitaptan ne öğrenebiliriz? Sınav soruları bu kitaptan gelecek ise, anlamak için çalışmadığımız, yanık seslilerden müzikal bir dinleti gibi gözü yaşlı aklı boş dinlediğimiz Kuran bize asla fayda sağlamaz! Kur’an ayı bu Ramazan’da bir de meal okuyalım ve Allah muhatabı olan insanlığa nasıl bir mucize göndermiş, tüm dünyevi sorun ve imtihanlara nasıl muhteşem ve terapötik telkinlerde bulunmuş birlikte hayranlıkla seyredelim.

Bu Dünya ahiretin tarlası ise, bu tarlanın tohumu bilgidir bitkisi ise bilimdir!

 

Bilgi ile aydınlanmış, paylaşımla taçlanmış, sabırla harmanlanmış, koşulsuz ve samimi sevgi ile yürekleri dolup taşmış bir Ramazan dilerim.

 

Hüseyin Atalay

Psikolog/Terapist

 

Share
692 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • It takes a village

    29 Aralık 2017 Auteurs

    It takes a village Emel Özaynacı - Aktan Elif heeft lang golvend haar, donkerblond, haarkleur van haar tante Hulya want ik ben veel donkerder.. Tenger postuur en eigenwijs gezicht met een te grote bril op het puntje van haar neus. Haar kleine zweethandjes in mijn hand lopen we naar de basisschool. Eerste dag vandaag. Zij is pas 4 geworden. Haar rugzak, veel te groot voor haar postuur, hangt een beetje scheef op haar rug. De hengsels staan te ver uit elkaar voor haar schoudertjes.. Haar rugzakje is ook best zwaar, er zitten boterhammen in...
  • Brandbrief aan Halbe Zijlstra kersverse minister van minister van Buitenlandse Zaken

    01 Kasım 2017 Auteurs

    Geachte minister, Ik richt mij –denk ik- wel namens een kleine half miljoen Nederlandse Turken. Hoewel ik geen officiële vertegenwoordiger van deze groep, kan ik u gezien mijn breed netwerk verzekeren dat ik hun emoties en wensen goed ken. Na het record van de langstdurende formatie is er eindelijk een nieuw kabinet. Daar zijn wij met z`n allen erg blij om. Jullie hebben laten zien dat ondanks 4 diverse verkiezingsprogramma’s één regeringsprogramma kan worden gevormd. Naar mijn idee is er geen ander beter Nederlands export product dan ...
  • Neresi Gurbet, Neresi Sıla

    07 Haziran 2017 Auteurs

    Bu yazının sipariş işareti “gidişi hüzünlendiren kadife sesli bir dostun  “İnsan zamanını durdurmak istediği yere aittir” sözü oldu. Söz kendisine aitse  ‘aşk olsun! bu söze,  ‘turnayı gözünden vurmussun’ demek  geldi iҫimden.     İnsanı duraksattıran bir saptama; yazma heveslisini kıskandıran cinsten. Bu sözden sonra melankölik yanım gurbet türkülerini getirirken yadıma, yalnızlık ҫeken köyüm – Özvatan`daki Kalaycık tepesine düşündüm yine.           Ne mistik bir ҫekiciliği var. Zamanımı durdurmak istediğim yerlerin başında orası gelir. Bil...
  • SPIRITUEL UYANIŞ ZAMANI

    04 Haziran 2017 Auteurs

    Günlük koşuşturmammanın  içinde iç sesimizi duyabilmek için ne kadar zamanımız var ? Yoksa hep bir yerlere  yetişmenin, herseyi zamanında ve doğru yapmanın telaşı içinde miyiz ? Sağlık kontrollerimizi aksatmıyoruz, düzenli besleniyoruz, spora vakit ayırıyoruz; peki ya ruhumuzun ihtiyaçlarını karşılıyormuyuz?  Ya da ruhumuz ne istiyor biliyor muyuz? Bütün bunların yanısıra şimdi sırada bambaşka bir hedef var: RUHUMUZU BESLEMEK, ona inanmak ve onun sesiyle hareket etmek istiyoruz. Bu amaҫla  Belçika ve Hollanda`da  kişisel eğitimler başlatt...