logo

Türkevi’nde Mevlana ve Şems anlatıldı

Melahat Urkmez yeniTürkevi Topluluğu, yaz dönemi faaliyetleri start aldı. Eylül ayında yapılan ilk faaliyet Mevlana’ya ‘baş’ını feda eden Şems programıyla başladı. Araştırmacı yazar Melahat Ürkmez’in sunumuyla gerçekleşen faaliyette, Hz. Mevlana Rumi’nin hayat hikayesi, Konya’da Şems’le karşılaşması ve Şems’le ilişkisi üzerinde duruldu.
Yaz tatili sonrası yapılan ilk tolantıda, Türkiye’mizde cereyan eden terör olaylarında şehit düşen güvenlik görevlilerimiz için dua okundu, mekanlarının cennet olması, ruhlarının şad olması dile getirildi.
Konuşmasına, kendi hayat hikayesini anlatmakla başlayan Melahat Ürkmez, gençlik yıllarında marksist olduğunu, bankacılık mesleği yatığı yıllarda Hz. Pir Mevlana Celaleddin Rumi düşüncesiyle tanıştığını ve o günden bu güne kadar Rumi’nin dünyasını anlamaya gayret ettiğini, bu doğrultuda araştırma kitapları ve romanlar kaleme aldığını belirtti. Hatta bir romanının Japonca’ya çevrildiğini ve Türkevi Yayınları tarafından neşredildiğini söyledi. Son kitabının ‘Aşkın Katibi’ olduğunu, bu kitapla Mesnevi’yi kaleme alan, katipliğini yapan Çelebi Hüsamettin ile Hz. Mevlana’nın arasında geçen diyalogları ele aldığını belirten Ürkmez, Şems Tebrizi kitabının olduğu gibi bunun da alanında bir ilki teşkil ettiğini söyledi.
Gönül, başka dillerde karşılığı olmayan bir kelime, gönül deyince akan sular durur. Hz. Mevlana diyorki, “Gönlün varsa, gönül sahibi ara”, devamla Hz. Pir “aynı dili konuşanlar değil aynı duyguları paylaşanlar anlaşırlar” der. Gönül diliyle anlaşmak bambaşka bir şey. Hz. Mevlana’yı zaman üstü yapan şeyi anlamak için babasına, annesine ve büyükbabasına kadar gitmek gerekir. Mevlana’nın babası Sultanül Ülame, daha dört beş yaşlarındayken babasını kaybeder. Çocuk yaşta ilk dersini, ilk öğüdünü annesinden alır. Annesi Harzemşahların kızıdır. Annesi Sultanül Ulema’nın elinden tutarak babasının kütüphanesine gider ve oğluna burada öğüt verir. Hakikaten Mevlana’nın babası okuyup Ulema oluyor. Şanı bazılarını rahatsız ediyor. Bölgeye o zamanlar Harzemşahlar hakimdir. Bilinen sebeplerle Sultanül Ulema Belh’ten, öğrencileri ve arkadaşlarıyla birlikte, Karaman’a ve son dura Konya’ya kadar devam eden yolculuğa çıkıyorlar. Mevlana yolculuk esnasında çocuktur. Hepiniz biliyorsunuz, Sultanül Ulema ve çevresinin uzun bir yolculuktan sonra, Konya’ya bugünkü İplikci Camii olarak bilinen o zaman mederese, üniversite kampüsü olan yere yerleştikleri bilinir. Alaeddin Keykubat her ne kadar Saray’a yerleşmelerini istesede, büyük bilgin bu teklifi red edip medresede hayatlarını sürdürmeyi tercih ediyorlar. Mevlana Konya’ya teşrif ettiklerinde evli ve iki çocuk babasıdır. Ailenin Konya’ya gelişleri pek ihtişamlı oluyor.
Mevlana’nın eğitim sürecinde üç dönem vardır. Bunlaradan birincisi yani ilk hocası babası Sultanül Ulema dönemidir. Babasının vefatından sonra ikinci süreç başlar. İkinci hocası da Seyyid Burhanettin Tirmizi’dir. Ve üçüncü süreç de Şems Tebrizi ile başlar.
Seyyid Burhanettin’in ifadesiyle ‘din arslanı’ olarak da bilinen Şems Tebriz hakkında elimizde çok fazla literatür yok. Çok küçük yaşlarda farklı haller yaşayan Şems çocukluğundan hocası Sella Babaya şöyle bahsediyor: ‘ben yerde ve gökte olanları bilirdim, bunu hocama anlatınca bunları herkezle paylaşma dedi’ diyor. Batıni bir derviş olarak bilinen Şemş aslında iyi bir eğitim almış bir alimdir.

Share
893 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ