logo

20 Mayıs 2017

Haydi Bismillah


S B Kekeç
kekec@damla.nl

Ve aylar yıllar sonra gazetemiz Damla’nın yeniden damlamaya başlamasının sevincini ve heyecanını yaşıyoruz. Hollanda ve Türk toplumu arasında kültür köprüsü olurken, daha iyi bir Hollanda ve bu Hollanda’da yaşayan daha güçlü bir Türk toplumu olabilmenin özlemi içerisinde çalışmalarımıza yeniden başlıyoruz.  Çalışmalarımızda toplumumuzu ilgilendiren konularda toplumumuzu aydınlatmayı, var olan ortak sorunlarımızın çözüme ulaşmasına katkıda bulunmak istiyoruz.

 

Yayın hayatına yeniden başladığı şu andan itibaren gazeteniz Damla artık size emanet. Emanetten kastımız gazetenize vereceğiniz destektir. Gazetenizi okuyarak ve okutarak destek olmanın yanında gazetenizde gördüğünüz eksiklikleri ve tavsiyelerinizi bize ileterek destek olabilirsiniz. Türkiye kökenli işletmelerimiz Damla Gazetesine verecekleri reklamlarla sponsorluk yaparak Damla Gazetesinin Türk toplumuna verdiği hizmete katkıda bulunabilirler. Destek sizden çaba gayret bizden takdir ise Allah’tan, haydi Bismillah…

 

***                              ***                              ***                              ***

 

16 Mart 2017 genel seçimlerinin üzerinden iki- ay gibi bir süre geçmesine rağmen hükümet henüz kurulabilmiş değil.  Hükümeti kurmakla görevlendirilen Edith Schippers yaptığı açıklamada bazı konulardaki anlaşmazlıkları aşmaya çalıştıklarını kaydederek, hükümeti yaz tatilinden önce kurmayı amaçladıklarını söyledi. Ama maalesef hükümet kurulamadı. Edith Schippers  yaptığı açıklamada, ‘Koalisyon görüşmeleri, göç, küresel iklim değişikliğine karşı alınacak önlemler, maaş artışları ve diğer başka konularda büyük farklılıklar olduğundan dolayı tıkandı.’ Schippers, dört parti arasındaki koalisyon görüşmelerine devam edilemeyeceğini ve istifasını hazırlayacağı bir raporla birlikte meclise sunacağını söyledi.

 

Şu anda meclis tablosuna baktığımızda, VVD 33, Özgürlük Partisi (PVV) 20, CDA 19, D66 19, Sosyalist Parti (SP) 14, GL 14, İşçi Partisi (PVDA) 9, Hristiyan Birlik Partisi (CU) 5 ve Denk Partisi 3 milletvekili ile parlamentoda temsil ediliyor.

 

Bütün partiler PVV ile bir koalisyona girmeyeceklerini seçim öncesinde kamuoyuna açıklamışlardı. VVD, CDA, D66 olası koalisyon hükümetinde muhtemelen olacaklar. Dördüncü parti ise büyük ihtimalle PvdA olacak. O olmazsa CDU katılabilir ama bu durumda da koalisyon hükümetinin meclisteki sandalye sayısı 76 da kalacak. Yani koalisyon pamuk ipliğine bağlı olacak. Çıkacak en ufak bir anlaşmazlıkta hükümet düşebilir. En büyük ihtimal yine PvdA koalisyonda yer alacak. Bu bir nevi bugüne kadar devam eden hükümet politikalarının devamı niteliğinde bir hükümet kurulmuş olacak.

 

Groen Links bir sol parti olarak ilk sınavında sınıfta kaldı. Mecliste yapılan sağlık sigortası kişisel katkı payı primlerinin kaldırılması oylamalarında seçmenlerine hayal kırıklığı yaşatarak Groen Links’e olan güvenlerini derinden sarstı. Çünkü söz konusu oylamada GL kişisel katkı payı primlerinin kaldırılması yönünde oy kullanmış olsaydı yıllık 380 euro olan 2018 yılı itibarıyla sonlanmış olacaktı.

 

Bunun yanı sıra koalisyon görüşmeleri sırasında GL lideri Jesse Klaver’en tutumu bende GL hakkında ciddi kuşku ve endişeler uyandırdı. Bir ülke hükümetin kurulmasını beklerken Jesse bey gününü çocuklarını ayırdığı için gmrüşmelerin uzamasına neden oldu. Bu tutumuyla koalisyon görüşmelerine nasıl yaklaştığını gösterdi. Önce koalisyon görüşmelerini tamamla ondan sonra ailenle çocuklarınla ne yapacaksan yaparsın. Bir ülke senin keyfini bekleyemez. Bu bile bana Jesse Klaver’in bir ülke yönetmek için gerekli sorumluluk duygusundan uzak olduğunu gösteriyor.

 

Önümüzdeki dönemde büyük ihtimalle sağ liberal politikaların ağırlık kazanacağı bir dönem olacak. Bu sözlerden ne anlamamız gerekiyor diye soranlarımız olabilir. Bundan şunu anlayabilirsiniz. İşverenlerin desteklendiği, halkın ödediği  vergilerin yükseldiği yada ek vergilerin konduğu sosyal bir devletten hızla uzaklaşılırken devlet tarafından sunulan her hizmetlerde kişisel katkı paylarının konulduğunu görebilirsiniz. Yapılan ev kira yardımlarında kısıtlamalarla karşılaşabilirsiniz. Hastalık ödeneği alanlar daha sık kontrole çağırılabilir hatta çağırılmaya başlandığını duydum. Sosyal ödenek müracaatlarında daha fazla bürokratik zorluklarla karşılaşılabilir. Trafik cezaları daha da yükseltilerek kontroller sıklaşabilir. Devletin polisinin tutumu güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu halka karşı daha da sertleşebilir ki maalesef bunun örnekleri her geçen gün sosyal medyada daha fazla yer almaya başladı. Bu durumu bile ürkütücü buluyorum. Buna benzer örnekleri sizler daha da çoğaltabilirsiniz…

 

Olası yeni iktidarın Özgürlükler partisinin oy toplama yöntemi olan popilist politikalardan uzak duracağını pek sanmıyorum. Buna neden olarak ta VVD’nin bütün aşırı sağ partilerin anası olması. Bütün radikal sağ partiler ne hikmetse VVD içerisinde yer alan insanların ayrılarak kurdukları partilerden oluşuyor. Pim Fortuijn, Rita Verdonk, Hirsi Ayan Ali ve son olarak Wilders, siyaset hayatına VVD içerinde atılan kişiler.

 

Sonuçta ne olacaksa mutlaka olacak. Kaderden kaçış yok. Ama kaderi yazan da insanoğlunun kendi tercihleri oluyor. Umudumuz, dileğimiz ve duamız, ülkeyi yöneten insanların kaderi bir ülke insanının kaderi olacağının bilinciyle hareket etmeleri olacaktır.

 

Barış içerisinde daha aydınlık yarınlar duası ve saygılarımla…

 

Onuncu Köyün Delisi

Share
895 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Dernekleşiyor muyuz yoksa çeteleşiyor muyuz?

    07 Şubat 2020 Auteurs

    Türkiye`de siyaset yapma hangi motifle ise Avrupa`da dernekcilik de aynı gerekce ile; nufuz, çıkar, rant ve itibar dilenciliĝi. İstisnalar genel kaideyi bozmayacak kadar azınlıkda ve marjinal kalıyor. Türkiye`de cami sayısı artıyor ancak ahlaki duruşda aynı paralellikde ilerleme yok gibi. Hollanda`da da dernek sayımız  artıyor ama etkinliĝimiz lobi gücümüzün esamesi yok gibi. Burda elbette sorgulamak istediĝim camiler deĝil toplum zihniyeti. Avrupa`daki Türkler olarak, yoplum hayatının her alanında son derece profosyonelce örgütlen...
  • Milliyetcilik Manifestosu

    28 Aralık 2019 Auteurs

    Yakın coĝrafyamız, terör olayları, Ortadoĝu, Uygur dramı ama bir de göçmenliĝin getirdiĝi sürekli kendini konumlama arayışı ‘kimlik ve milliyetcilik’ üzerinde bizi sürekli düşündürüyor. Ben yeniden evrensen insan haklarına saygılı, kuşatıcı bir milliyetcilik manfestosunun yazılması gerekliĝını düşünüyorum. Milliyetcilik duygu mudur, fikir-doktorin midir yoksa ne zaman, hangisidir? Başka sol bir bakış açısına göre de milliyetcilik;  insanın sevdiĝı bir kadına ille sadece benim olacaksın diye zorlaması bir nevi oteriter, faşist bi...
  • Siyaset Manifestosu

    26 Ocak 2019 Auteurs, Internationaal, Tüm Manşetler

    Yaklaşan 31 Mart yerel seçimleri açıklanan başkan adayları eksenli tartışmalarla -biz yurt dışındaki Türklerin de- gündemde. Hollanda`da aktif siyaset yapan biri olarak Türkiye`deki siyaset kültürü üzerine kıyaslarla tesbitlerimi aktarmak istedim. Seçimler demokrasinin adeta şöleni- renk cümbüşü gibidir. Hür iradelerin, farklı fikirlerin argumanlarla, beklentilerle ortaya döküldüĝü, geleceĝe yol çizildiĝi mevsim. O halde ortak kader tayininde her kesimin eşit tercih ve bu tercihi beyan hakkı esasdır. Türkiye`de siyasetin istenilen kalite ve h...
  • It takes a village

    29 Aralık 2017 Auteurs

    It takes a village Emel Özaynacı - Aktan Elif heeft lang golvend haar, donkerblond, haarkleur van haar tante Hulya want ik ben veel donkerder.. Tenger postuur en eigenwijs gezicht met een te grote bril op het puntje van haar neus. Haar kleine zweethandjes in mijn hand lopen we naar de basisschool. Eerste dag vandaag. Zij is pas 4 geworden. Haar rugzak, veel te groot voor haar postuur, hangt een beetje scheef op haar rug. De hengsels staan te ver uit elkaar voor haar schoudertjes.. Haar rugzakje is ook best zwaar, er zitten boterhammen in...