ANKARA (AA) – Küresel Sumud Filosu'na katılan ve İsrail tarafından uluslararası kara sularında saldırıya uğrayan Ankara Filistin Dayanışma Platformu (ANFİDAP) üyesi aktivistler, yaşadıklarını anlattı.
Memur-Sen Genel Merkezi'nde düzenlenen basın toplantısında ANFİDAP Dönem Sözcüsü Prof. Dr. Özkan Ünal moderatörlüğünde bir araya gelen aktivistler, İsrail'in filoya yönelik hukuka aykırı müdahalesi sırasında maruz kaldıkları baskıları dile getirdi.
Aktivist Dr. Abdüllatif Faslı, saldırı öncesinde filonun uluslararası sularda seyrettiğini, bölgede görülen insansız hava araçlarını ise ilk etapta rutin kontrol unsuru olarak değerlendirdiklerini aktardı.
Müdahale sırasında gemidekilere durmaları yönünde uyarı yapıldığını belirten Faslı, ardından zor kullanılarak kontrol altına alındıklarını, tüm yolcuların güverteye çıkarıldığını ve kelepçelendiğini aktardı.
Askerlerin kimlik tespiti sırasında baskı kurduğunu ve kaptanın kim olduğuna dair ısrarla bilgi almaya çalıştığını dile getiren Abdüllatif Faslı, gemidekilerin tüm bu baskılara karşı birlik içinde hareket ettiğini vurguladı.
Müdahalenin ardından aktivistlerin botlarla askeri gemiye götürüldüğünü ifade eden Faslı, burada konteynerlerde tutulduklarını ve fiziki koşulların yetersiz olduğunu kaydetti.
– "Büyükelçisiyle oradaki aktivistleri bekleyen tek ülke bizdik"
Memur-Sen Ankara İl Temsilcisi Nevzat Öylek de insanlık dışı bir muameleye maruz kaldıklarını belirterek, "600 mil uzakta müdahale etmeyi gerektirecek boyutta İsrail'i rahatsız etmesi başlı başına bu filonun ne kadar önemli olduğunu, ne kadar rahatsız edici boyutta olduğunu görmemiz, anlamamız açısından önemli." dedi.
Müdahale sırasında katılımcıların zorla alıkonulduğunu aktaran Öylek, "Biz bu hikayenin öznesi değiliz. Biz bir amaç uğruna yola çıktık. Dikkat çekmeye çalıştığımız şey Gazze'deki abluka, Filistin'de yaşananlar. Ama belki de fotoğrafın büyüğünde İsrail'in dünya için, insanlık için ne kadar büyük bir tehlike ve tehdit olduğunu sivil insanlar olarak kamuoyunun bir kez daha gündemine getirmek." diye konuştu.
Öylek, filonun Filistin'de yaşananları tekrar kamuoyunun gündemine getirdiğini ifade ederek, "İsrailli teröristler 70'i aşkın ülkeden silahsız aktiviste bunu yaptılarsa, Filistin'de, Filistin zindanlarındaki kardeşlerimize neler yapabiliyor olacağını düşünmemiz açısından, empati yapmamız açısından da katılımcılar için bir fırsattı." değerlendirmesinde bulundu.
Yunanistan'a teslim edildikleri süreçte Türkiye'nin diplomatik girişimlerini hissettiklerini aktaran Öylek, Yunan yetkililerin, "Türk Büyükelçiliğinden ve konsolosluğundan büyük bir baskı var, lütfen işlemleri çabuk yapalım." ifadelerini kullandığını dile getirdi.
İsrail'i lanetleyen sloganlarla havalimanına yürüdüklerini kaydeden Öylek, "Havalimanına gittiğimizde büyükelçimiz bizi bekliyordu. 200'ü aşkın ülke içerisinde, büyükelçisiyle oradaki aktivistleri bekleyen tek ülke bizdik." dedi.
– "Daha fazla şey yapmamız lazım"
Memur-Sen Diyarbakır İl Başkanı Ramazan Tekdemir ise yeniden ülkesine dönmenin mutluluğunu yaşadığını, ancak geride bırakılan arkadaşları için endişeli olduklarını dile getirdi.
Tekdemir, Gazze'de yaşanan insani krize dikkati çekerek, on binlerce kişinin tıbbi bakıma erişemediğini, çok sayıda çocuğun ise kısıtlı yardımlar nedeniyle açlık ve yetersiz beslenmeyle karşı karşıya kaldığını belirtti.
İsrail'in eylemlerinin uluslararası hukuk ve evrensel değerler açısından ağır ihlaller içerdiğini ifade eden Tekdemir, müdahale sırasında daha farklı tepkiler verilebilecek bir ortamın bulunduğunu, katılımcıların daha temkinli davrandığını ve kendilerini sınırladıklarını aktardı.
Tekdemir, bu saldırının Gazze'de yaşananlara bir pencere açtığını ifade ederek, "Kadraja girmeyen acılara, o çocuklara yapılan işkencelere, orada her şeyden insanları mahrum eden barbar yapılarına bir ışık tutuyor. Bunu daha yakından görme imkanımız oldu." dedi.
Türkiye'nin diplomatik desteğine de değinen Tekdemir, yetkililere teşekkür ederek, şunları söyledi:
"Biz sadece bir aynayız. Bir ayna olarak gördük, yaşayan biz değiliz, yaşayan Gazze. Orada 10 bin kardeşimiz tutuklu. Binlercesi çocuk bunların. İdamla karşı karşıyalar. 90 tane kadın idamla yüz yüze şu an. Dolayısıyla orada her tür engellemeler var, her tür işkence, baskı, acı, elem, keder var. Bizim daha fazla şey yapmamız lazım. Bu girişimleri artırmamız lazım."








