Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Bağdat’taki “İslam Birliği” sempozyumunda “Engeller ve çözüm yolları” masaya yatırıldı

Bu haberin fotoğrafı yok

BAĞDAT (AA) – Irak'ta “İslam Birliğini Sağlama Araçları ve Uygulama Engelleri" konulu sempozyum düzenlendi.

Başkent Bağdat'taki İmam-ı Azam Üniversitesindeki sempozyuma İstanbul İlim ve Kültür Vakfı (İİKV) temsilcilerinin yanı sıra kentteki Sünnî ve Şii toplulukların temsilcileri katıldı.

Sempozyumda, dünya barışı, huzuru ve selametinin İslam dünyasının birlik, barış ve huzurundan geçtiğine vurgu yapıldı.

İİKV Mütevelli Heyeti Başkanı Said Yüce, sempozyumla ilgili AA muhabiri yaptığı açıklamada, Bağdat'ta düzenlenen “İslam Birliğini Sağlama Araçları ve Uygulama Engelleri" konulu sempozyumdan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Söz konusu coğrafyanın yer altı ve yer üstü maddi ve manevi zenginliklere sahip olduğunu ifade eden Yüce, bu topraklardaki halkların var olan zenginliklerin gerçek sahipleri olması gerektiğini vurguladı.

Dünyanın birliği, selameti ve barışının İslam dünyasının birliği ve barışından geçtiğinin altını çizen Yüce, bunun bir tek İslam dünyası değil tüm dünyada samimiyet üzerine gerçekleşmesini istedi.

Türkiye ve Irak arasında bu tür akademik faaliyetlerin ortaklaşa yürütülmesinin önemine vurgu yapan Yüce, ''İnsanların huzur ve barışına hizmet edecek bu tür toplantıların sayısının artırılması çok önemli. Bunun sadece konuşmalar ve sempozyumlarla kalmayıp gerçekte insanların arasında yaşanmasını istiyoruz.'' dedi.

Sempozyumda ele aldıkları meselenin, sadece akademik bir tartışma başlığı olmadığını dile getiren Yüce, şöyle devam etti:

"İslâm birliği meselesi, doğrudan doğruya ümmetin bugününü ve yarınını ilgilendiren hayatî bir meseledir. Çünkü günümüzde İslâm dünyası; fikrî, sosyal, siyasî ve iktisadî alanlarda derin krizlerle karşı karşıyadır. Mezhep, ırk, coğrafya, siyaset ve ideoloji eksenli ayrışmalar, Müslüman toplumların birlik ruhunu zayıflatmakta; ümmetin ortak vicdanını, ortak aklını ve ortak hareket kabiliyetini yaralamaktadır. Bu ayrışma, İslâm dünyasının huzurunu bozan ve toplumsal dokusunu zayıflatan en önemli meselelerden biridir. Hâlbuki İslâm’ın temel maksatlarından biri, müminler arasında kardeşliği tesis etmek; adaleti, merhameti, ihsanı, diğerkâmlığı ve uhuvveti hâkim kılmaktır. Kur’ân-ı Kerîm’in “İnnemel mü’minûne ihvetün” hakikati, Müslümanların kimliklerini kavim, ırk, bölge veya mezhep üstünlüğü üzerinden değil; iman, tevhid ve kardeşlik esası üzerinden inşa etmeleri gerektiğini göstermektedir."

– İİKV ile Bağdat İmam-ı Azam üniversitesi arasında işbirliği protokolü

Sempozyum kapsamında İstanbul İlim ve Kültür Vakfı ile Bağdat İmam-ı Azam Üniversitesi arasında işbirliği protokolü imzalandığını aktaran Yüce, iki kurum arasında yapılan bu işbirliğinin sadece akademik bir birliktelik olmadığını, bunun iki ülke halkları arasında samimi bir ittifaka da vesile olacağına inandıklarını dile getirdi.

Türkiye ve Irak arasında bu tür akademik faaliyetlerin ortaklaşa yürütülmesinin önemine vurgu yapan Yüce, "İnsanların huzur ve barışına hizmet edecek bu tür toplantıların sayısının artırılması çok önemli. Bunun sadece konuşmalar ve sempozyumlarla kalmayıp gerçekte insanların arasında yaşanmasını istiyoruz." diye konuştu.

İmam-ı Azam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Selahaddin Hasan da Türkiye'den gelen ilim erbabını ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade etti.

İslâm birliği, ümmetin inşasında, gücünün tahkiminde ve istikrarının sağlanmasında temel bir esas olduğuna vurgu yapan Hasan, İslâm dininin, kardeşliği, dayanışmayı ve yardımlaşmayı emrettiğini vurguladı.

Necef-i Eşref İmam Hûî Dârü’l-Ilm Belâğî Merkezi Müdürü Dr. Zeyd Bahrü’l-Ulûm ise bugünün en büyük tehditlerinden biri olan ahlâkî ve kültürel erozyona karşı koruyucu kalkanların önemine değindi.

Toplumsal barış ve birlikte yaşama kültürü üzerine bir tebliğ sunan İmam-ı Azam Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Musab Selman Ahmed de etnik ve mezhebi çeşitliliğin birer çatışma unsuru haline getirilmek istenmesini eleştirdi.

Said Nursi'nin "müspet hareket" ve "uhuvvet" prensiplerine atıfta bulunan Ahmed, “Etnik, dinî ve mezhebî çeşitliliğe sahip toplumların huzur ve istikrarı, ancak karşılıklı anlayış, hoşgörü ve barış içinde birlikte yaşama kültürünün yerleşmesiyle mümkündür. İnsanlar arasında kalıcı barışın tesisi, ortak insanlık değerlerinin güçlendirilmesi ve herkesin güven içerisinde yaşayabileceği bir toplumsal zeminin oluşturulmasına bağlıdır.” şeklinde konuştu.

– İlimle Taçlanan Birlik Projesi: "Medresetü’z-Zehra"

Musul Üniversitesi’nden Dr. Ali Abdülcebbâr Hasan, Said Nursi'nin din ilimleri ile fen ilimlerini mezceden vizyoner eğitim projesi "Medresetü’z-Zehra"nın, bugün İslâm dünyasının ihtiyaç duyduğu en stratejik model olduğunu ifade ederek, “Bediüzzaman’a göre ümmetin gerçek birliği, tevhid ve iman esasları etrafında buluşmasıyla mümkündür. Müslümanları kalıcı şekilde bir araya getirecek bağ, siyasî veya etnik aidiyetler değil, Kur’ân’ın inşa ettiği iman kardeşliğidir. Birlik cehaletle değil, marifetle gerçekleşir. Fikirlerin kaynaşması ve ortak bir ümmet şuurunun oluşması ancak ilim, eğitim ve kültürel bütünleşme sayesinde mümkün olabilir.” değerlendirmesinde bulundu.

Sempozyumda eğitim sistemlerindeki sinsi tehlikelere dikkati çeken 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi ve İİKV Mütevelli Heyet Üyesi Prof. Dr. Bayram Özer, "sömürge döneminden itibaren ithal edilen müfredatın Müslüman toplumları kendi öz kültüründen kopardığını dile getirdi.

Ders kitaplarında İslam medeniyet birikiminin dışlandığını, ahlak eğitiminin din eğitiminden koparıldığını ve tarih anlatısının Batı merkezli kurgulandığını ifade eden Özer, bu durumun mezhebî ve kültürel ayrışmaları derinleştirdiğini vurguladı.