Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Bakan Göktaş, “Veriden Vizyona Üç Kuşak Türkiye” araştırmasına ilişkin düzenlenen programda konuştu:

– “Araştırmamızı, farklı bölgesel ve sosyoekonomik özelliklere sahip 12 ilde yürüttük. 6 bin 530 haneye ulaşıldı. 10 bin 408 vatandaşımızla yüz yüze görüşmeler yaptık”
– “Araştırmamızda, dört bölgesel tipolojiyi ve üç kuşağı birlikte ele aldık. Kadınların ve erkeklerin beklentileri birlikte değerlendirildi. Bu yönüyle çalışma, ülkemizde bu ölçekte yapılmış nadir araştırmalar arasına adını yazdırdı”

- "Araştırmamızı, farklı bölgesel ve sosyoekonomik özelliklere sahip 12 ilde

ANKARA (AA) – Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Veriden Vizyona Üç Kuşak Türkiye" araştırmasını farklı bölgesel ve sosyoekonomik özelliklere sahip 12 ilde yürüttüklerini, 6 bin 530 haneye ulaşıldığını, 10 bin 408 vatandaşla yüz yüze görüşmeler yaptıklarını söyledi.

Bakan Göktaş, Ankara Hakimevi'nde düzenlenen "Veriden Vizyona Üç Kuşak Türkiye" araştırma bulguları paylaşım programında yaptığı konuşmada, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Enstitü Sosyal işbirliğinde gerçekleştirdikleri ve aileye dair bilinenleri yeniden düşündürecek çalışmanın sonuçlarını paylaşacaklarını belirtti.

"Evlilik ve Doğurganlığın Çok Boyutlu Perspektiften Karşılaştırmalı İncelenmesi: Deneyimler, Algılar ve Planlar Araştırması" ile aile hayatına yön veren tercihlerin sadece bugünün şartlarıyla değil, kuşaktan kuşağa aktarılan tecrübelerle nasıl şekillendiğini görmek istediklerini belirten Göktaş, evlilik ve çocuk sahibi olma fikrinin farklı bölgelerde nasıl karşılık bulduğunu veriler üzerinden okumayı hedeflediklerini bildirdi.

– "Kuşaklar arası ilişkiler farklılaşıyor"

Çalışmanın Türkiye ve aileler için hayırlara vesile olmasını dileyen Bakan Göktaş, şunları kaydetti:

"Çocuğun güven duygusu, bir gencin yön bulma arayışı, yaşlının huzurlu bir hayat sürmesi öncelikle aile içinde karşılık bulur. Genç ve dinamik nüfus, bu tablonun ayrılmaz parçasıdır. Dolayısıyla aileyi yalnızca bireysel tercihlerden ibaret, nüfusu da sadece sayısal artış veya azalış meselesi olarak ele alamayız. Çünkü bugün sadece Türkiye'de değil, birçok ülkede aile yapıları değişiyor. Nüfus dengeleri dönüşüyor, kuşaklar arası ilişkiler farklılaşıyor. Evliliklerin azalması, gençlerin daha geç evlenmesi, çocuk sahibi olma kararının ertelenmesi ve doğurganlık hızının düşmesi artık geçici eğilimler olarak görülemez. Bu gelişmeler, çalışma hayatını, sosyal güvenlik sistemini, milli savunma gücünü, sağlık ve bakım hizmetlerini, üretim kapasitesini ve kuşaklar arası dayanışmayı doğrudan etkilemektedir."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yıllar önce güçlü bir öngörüyle, aile ve dinamik nüfus yapısının karşı karşıya kaldığı risklere dikkati çektiğini hatırlatan Göktaş, "Geldiğimiz nokta, Sayın Cumhurbaşkanımızın, bu riskleri varoluşsal bir tehdit olarak görmesinin ne kadar isabetli olduğunu teyit etmekte. Biz, bugün, bu uyarıyı, devlet aklıyla ve kararlı bir iradeyle üstlenilmesi gereken tarihi bir sorumluluk olarak ele alıyoruz. Aileyi güçlendirmeyi, dinamik nüfusumuzu korumayı, milletimizin bekası ve devletimizin istikbaliyle doğrudan ilgili stratejik bir alan olarak görüyoruz." diye konuştu.

Çalışmaları, sahip oldukları köklü tarihi birikim, bilimsel zeminde şekillenen politikalar ve insanı merkeze alan bir yönetim anlayışı üzerine kurduklarını vurgulayan Göktaş, "Hiç şüphesiz, son yıllarda attığımız tüm adımlar, bu esaslar üzerinde yükselen, büyük medeniyet yürüyüşümüzün birbirini tamamlayan halkalarıdır." dedi.

Göktaş, 2024'te yürürlüğe koydukları, ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik bir ilk olan Vizyon Belgesi ve Eylem Planı politikalarında yeni bir dönemin kapısını araladıklarını söyledi.

– "Aile dostu ekosistemi kamu politikalarının merkezine yerleştirdik"

Nüfus Politikaları Kurulu ile çalışmaları kurumlar arası güçlü bir eş güdüm zeminine taşıdıklarını dile getiren Göktaş, aile ve nüfus politikalarını sahayı doğrudan dikkate alan bir yaklaşımla şekillendirmek için Aile Enstitüsünü kurduklarını belirtti.

Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"2025 Aile Yılı'nda, çalışmalarımıza güçlü bir ivme kazandırdık. Aile Yılı boyunca 20 bine yakın etkinlik düzenledik. Hanelerimize dokunan projeler hayata geçirdik. Aile ve Gençlik Fonu ile gençlerimizin kuracağı yuvaların huzuruna hizmet eden bereketli bir desteğe dönüştürdük. Doğum desteklerimizi yeniden yapılandırarak büyüyen ailelerimize destek sunduk. TOKİ sosyal konutlarında, üç ve daha fazla çocuğa sahip ailelerimize özel kontenjan ayırdık. Memurlarımızın, çocukları ilkokul çağına gelene kadar yarı zamanlı çalışma hakkından yararlanmalarının önünü açtık. Kamu kurum ve kuruluşlarımızda kreş ve çocuk bakımevlerinin yaygınlaştırılması için adımlar attık. Doğum sonrası annelik ve babalık izni sürelerinin uzatılması çalışmalarına öncülük ettik. Çocuklarımızı dijital mecraların zararlı etkilerinden korumak amacıyla kapsamlı bir hukuki düzenlemeyi hayata geçirdik. Geliştirdiğimiz özgün modeli, 'aile diplomasisi' ile bu alandaki tecrübemizi uluslararası düzeyde daha da görünür hale getirdik. Sayın Cumhurbaşkanımızın 2026-2035 dönemini 'Aile ve Nüfus 10 Yılı' olarak ilan etmesiyle, uzun soluklu bir dönüşümün ilk atılımlarını yaptık. 'Aileyle köklenen, nüfusla güçlenen, istikbale yükselen Türkiye' idealini yeni dönemin ana istikameti haline getirdik."

Milli Aile Haftası ile aile bağlarını ve nesiller arası dayanışmayı, Türkiye'nin geleceğine güç veren milli bir sahiplenmeye dönüştürdüklerini söyleyen Göktaş, "Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi" ile de Türkiye'nin geleceğini kuşatan stratejik politikalarını ortaya koyduklarını belirtti.

Aile ve nüfus politikalarıyla Türkiye'nin kalkınma ve gelecek vizyonunu ana akım unsurlarından biri haline getirdiklerini ifade eden Göktaş, "Bu anlayışla aile dostu ekosistemi kamu politikalarının merkezine yerleştirdik. Çünkü şunu çok iyi biliyoruz. Devletimizin çatısı ne kadar sağlam olursa olsun, o çatıyı ayakta tutacak olan güçlü ailelerdir." dedi.

– "Araştırmamızda, dört bölgesel tipolojiyi ve üç kuşağı birlikte ele aldık"

Araştırma sonuçlarının büyük vizyonun hanelere temas eden yüzü olduğuna işaret eden Göktaş, araştırmaya ilişkin şunları kaydetti:

"Araştırmamızı, farklı bölgesel ve sosyoekonomik özelliklere sahip 12 ilde yürüttük. 6 bin 530 haneye ulaşıldı. 10 bin 408 vatandaşımızla yüz yüze görüşmeler yaptık. Araştırmamızda, dört bölgesel tipolojiyi ve üç kuşağı birlikte ele aldık. Kadınların ve erkeklerin beklentileri birlikte değerlendirildi. Bu yönüyle çalışma, ülkemizde bu ölçekte yapılmış nadir araştırmalar arasına adını yazdırdı. Araştırmamız evlilik ve doğurganlık olgularını üç temel boyutta inceledi, deneyimler, algılar ve planlar. Yani sadece 'Ne oldu?' sorusuna değil. 'İnsanlar bunu nasıl değerlendiriyor?', 'Nasıl anlamlandırılıyor?' ve 'Gelecek için ne düşünüyor, ne istiyor?' sorularına cevap da aradık. Bu çalışma bizlere yalnızca bugünün fotoğrafını sunmadı. Aynı zamanda, kuşaklar arası değişimi, bölgesel farklılıkları ve toplumsal beklentileri bir arada resmeden dinamik bir Türkiye tablosunu ortaya koydu."

Göktaş, araştırmanın, evlilik kurumunun, toplumun ana omurgası olmayı sürdürdüğünü, evli bireylerin yüzde 96,28'inin hayatında tek evlilik yapması ve evlilik süresinin yaklaşık 20 yıl olmasının evliliklerin büyük oranda kalıcı bir yapı taşıdığını gösterdiğini belirtti.

Bu tablonun, toplumun aileye ve evliliğe verdiği değerin, hala güçlü biçimde devam ettiğini ortaya koyduğunu söyleyen Göktaş, şöyle devam etti:

"Ancak aynı araştırma, üzerinde dikkatle durmamız gereken bazı uyarılar da veriyor. Özellikle doğurganlık konusunda, kuşaklar arasında belirgin bir değişim görüyoruz. Ortalama canlı doğum sayısının, birinci kuşaktan ikinci kuşağa neredeyse yarı yarıya gerilediği dikkat çekiyor. Üstelik bu düşüş, ülke genelinde aynı seyri izlemiyor. Bölgelerimiz arasında belirgin farklılıklar da gösteriyor. Vizyon belgemizin temel ilkelerinden biri olan yerele duyarlılık tam da burada anlam kazanıyor. Çözümün tek tip reçetelerle değil, her bölgenin ihtiyacını, sosyolojik yapısını, beklentisini ve imkanlarını dikkate alan politikalarla mümkün olduğunun altını çiziyor."

– "Bu araştırma ile Aile ve Nüfus On Yılı vizyonumuz bütün dünya için güçlü bir referans olacaktır"

Üçüncü kuşakta evlenmeyi düşünmeyenlerin oranının yüzde 40'a yaklaşmasının da herkes için ciddi bir uyarı olduğuna dikkati çeken Göktaş, şunları kaydetti:

"İdeal ilk evlilik yaşının yükselmesi ile ideal çocuk sayısına dair tercihlerin düşmesi de dikkatle okunması gereken önemli göstergelerdir. Öte yandan, katılımcıların yüzde 90'ından fazlası çocuk sahibi olmanın aile olma duygusunu pekiştirdiğini düşünüyor. Bir çocuğun kardeşi olması gerektiği fikri de yine yüzde 90'ların üzerinde destek görüyor. Bu sonuçlar bize çok kıymetli bir hakikati gösteriyor. Toplumumuzun aileye, çocuğa ve kardeşlik duygusuna verdiği değer güçlü biçimde yaşamaya devam ediyor. Bizim görevimiz, bu zemini doğru politikalarla desteklemektir. Gençlerin yuva kurmasını, ailelerin çocuk sahibi olmasını, çocukların güvenli ve huzurlu evlerde büyümesini kolaylaştırmaktır. Daha kalabalık ailelerle daha müreffeh bir geleceğe hep birlikte hazırlanmaktır. Türkiye, bu alanda sadece kendi tedbirlerini alan bir ülke değildir. Aynı hassasiyeti taşıyan ülkelerle işbirliği geliştiren, uluslararası mecralarda aile ve nüfus meselesine dikkat çeken öncü bir ülkedir. İnşallah bu araştırma ile Aile ve Nüfus On Yılı vizyonumuz, bütün dünya için güçlü bir referans olacaktır."

Bakan Göktaş, programda paylaşılan her bulgunun en güçlü zırhları olan ailelerin, ışıkları hiç sönmeyen hanelerin hikayesine katkı sunacağını belirterek, "Biz, aileyle köklenen, nüfusla güçlenen, istikbale yükselen bir Türkiye için çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz. Hep birlikte aile tezgahında dokunan güçlü nesiller yetiştirmeyi sürdüreceğiz. Bu milletin vicdanını, merhametli çocukların kalplerinde büyüteceğiz." dedi.

Saha çalışmaları için TÜİK'e, işbirliği için Enstitü Sosyal ve çalışma arkadaşlarına teşekkür eden Göktaş, araştırmanın hayırlar getirmesini diledi.

Programda, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanı Mehmet Arabacı ve Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü Dr. İpek Coşkun Armağan da konuşma yaptı.