ANKARA (AA) – Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Bize dayatılan vesayetçi yapılardan eğitim öğretim sistematiğimizi çıkartıp kendimize has, kendimize özgü, bizim değerlerimizle örtüşen bir eğitim öğretim seti inşa edebilir miyiz? Etmeliyiz. Çünkü bizim buna yetecek bir birikimimiz var." dedi.
Bakan Tekin, Çankaya Köşkü'nde, Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum başkanlığındaki Hukuk Politikaları Kurulu Toplantısı'na katıldı.
Burada konuşan Tekin, kurul üyeleriyle bir arada bulunmaktan memnuniyet duyduğunu belirtti.
Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarlığı döneminde yeni hükümet sisteminin küresel emperyal dayatmalardan uzak, ülkeye özgü bir hükümet sisteminin inşa edilmesiyle politik problemlerin önemli bir kısmının kendiliğinden çözüleceğini düşündüklerini belirten Tekin, "2017 sonrası oluşturulan yeni hükümet sistemindeki yeni dizaynda kurulların, yeni örgütlenmelerin sağlıklı çalışmasını temin etmek hepimizin görevi." diye konuştu.
Bu kapsamda Milli Eğitim Bakanı görevine başladığında Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu ile yakından çalışacaklarını söylediğini anımsatan Tekin, "Çünkü yeni kurulan hükümet sisteminin kurumsallaşması ve sistem içerisinde arzu edilen sonuçları doğurması kolay değil." değerlendirmesini yaptı.
Türkiye'de parlamenter sisteme ilişkin tartışmaların başlangıç tarihinin 1860'lı yıllar olduğunu anımsatan Tekin, şöyle devam etti:
"1876'da Kanun-i Esasi ve 1877'de Birinci Meclis-i Mebusan'ın toplanmasının üzerinden 150 yıla yakın bir süre geçmiş olmasına rağmen Türkiye'de parlamenter sistem bir türlü konsolide olmadı, kurumsallaşamadı. Parlamenter sistemle ilgili yaklaşık 150 yıl bekleyip, yeni hükümet sistemiyle ilgili hemen şimdi 'olmadı, tutmadı, oturmadı' eleştirilerini yapmayı ben çok büyük bir haksızlık olarak buluyorum. Bunu ortadan kaldırmak için de yeni hükümet sisteminin mantığını, kurgusunu inşa eden yapılarla entegre, sağlıklı ve işbirliği içerisinde çalışmanın bizim kamu bürokrasisi ve kamu yöneticileri için de hem hukuki hem de ahlaki bir ödevi olduğunu düşünüyorum. O yüzden de politika kuruluyla bu anlamda birlikte olmak benim için çok önemli."
– "Biz hep kendimize özgü bir eğitim öğretim sistematiği inşa edebilecek birikimimiz olduğunu söyledik"
Tekin, göreve geldiğinden bu yana Türkiye'ye özgü değerlerin benimsendiği ve emperyalizmin dayattığı enstrümanlardan öğrencilerin korunduğu bir eğitim ve öğretim sistemi inşa edilmesi gerektiğini söylediğini vurguladı.
Kamuoyunda bu konunun çok konuşulduğuna işaret eden Tekin, "'Niye Finlandiya, Singapur, Güney Kore modellerini transfer etmiyorsunuz?' tarzında eleştirilere karşı biz hep kendimize özgü bir eğitim öğretim sistematiği inşa edebilecek birikimimiz olduğunu söyledik. Bütün çalışmalarımız da bu yönde." dedi.
Küresel dayatmalardan uzaklaştıkça eğitim öğretim süreçlerine ilişkin göstergelerin hızlı bir biçimde farklılaştığının altını çizen Tekin, şöyle devam etti:
"Geçtiğimiz pazartesi günü Sayın Cumhurbaşkanımızın İstanbul'da katıldığı OECD Beceriler Zirvesi oldu. OECD Genel Sekreteri açılış konuşmasında, '2013-2014'ten itibaren Türkiye'deki eğitim öğretim göstergelerinde gözle görünür bir sıçrayış var' dedi. Peki ne oldu 2013-2014'te? Ne değişti? Benim hep söylediğim şey oldu. Resmi anlamda sivil eğitim politikaları üzerinde FETÖ vesayeti kurgulanan yapı ortadan kaldırıldı. Bir örnek olsun diye söylüyorum; vesayeti kullanınca, özellikle Anayasa hukukçuları hemen yanlış anlayabilirler ama bilerek kullanıyorum vesayeti. Çünkü şöyle düşünün, mesela seçilmiş siyasi iktidarın başındaki başbakan, elinde seçim beyannamesiyle 'ben ders kitaplarını bedava dağıtıyorum' diyor ama vesayetçi yapılar diyor ki, 'hayır, çünkü senin dağıttığın kitapları ben kullandırtmıyorum'. Onun yerine en az onun 3 katı büyüklüğünde bir pasta var. O pastadan kendi yardımcı ve test kitaplarını dağıtarak, sivil siyasetin uygulamaya çalıştığı politikaları vesayetçi bir mantıkla işlevsiz hale getiriyor.
'Ücretsiz eğitim', 'okullar bedava', 'kamusal eğitim' diyorsunuz ama hepsi dershaneler üzerinden ücretli hale gelmişti. Yani çocuğu bedava okula gönderiyorsunuz ama 'başarılı olması için mutlaka 6 ay, 1 yıl dershaneye gitmesi gerekir' şeyi eğitim politikaları üzerinde vesayettir. Bütün bu bize dayatılan vesayetçi yapılardan eğitim öğretim sistematiğimizi çıkartıp kendimize has, kendimize özgü, bizim değerlerimizle örtüşen bir eğitim öğretim seti inşa edebilir miyiz? Etmeliyiz. Çünkü bizim buna yetecek bir birikimimiz var."
– "Günümüz dünyası küresel emperyalizmin kontrol altında tuttuğu devletlerle çok ciddi bir tehdide dönüştü"
Mehmet Uçum da Milli Eğitim Bakanı Tekin'i toplantıda ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirtti.
Çocukların yetişmesinde kilit rol oynayan Milli Eğitim Bakanlığının çok önemli bir paydaşları olduğunu vurgulayan Uçum, bugünlerde milli eğitim politikalarının çok daha önem kazandığını söyledi.
Milli eğitim politikalarının desteklenmesi için milli eğitime ilişkin hukuk politikaları geliştirme ihtiyacının her zamankinden daha fazla önemli hale geldiğini aktaran Uçum, "Günümüz dünyası küresel emperyalizmin kontrol altında tuttuğu devletlerle çok ciddi bir tehdide dönüştü. Özellikle bölgemizde emperyalist ve siyonist saldırganlık, yeni tehditler oluşturuyor. Tüm bunlar sebebiyle tarih bilincine sahip, değerlerine bağlı, ülke aidiyeti yüksek kuşaklar yetiştirmek çok daha önemli bir hale geldi." dedi.
Uçum, milli eğitim politikalarını destekleyecek hukuk politikalarının oluşturulmasında tam bağımsızlıktan taviz vermeyen, kararlı antiemperyalist tutumu olan, neoliberal politikaların etkisinden uzak yeni kuşakların yetişmesi için katkı verilmesi bakımından Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulunun üzerine düşeni yapmaya hazır olduğunu söyledi.
Mehmet Uçum, Bakanlığın her türlü sürecine fikri destek vermekten memnuniyet duyacaklarını ifade etti.
Konuşmaların ardından, toplantı basına kapalı devam etti.







