Hayat, çoğu zaman bizden fedakârlık ister. Sevdiklerimiz için, sorumluluklarımız için, yetişmemiz gereken işler ve beklentiler için kendimizi geri plana atmayı neredeyse bir erdem gibi öğreniriz. Oysa unuttuğumuz çok temel bir gerçek vardır: Kendini ihmal eden bir insan, ne kadar isterse istesin, kimseye gerçekten iyi gelemez.
Düşünsene… Sabah uyanıyorsun, bedenin yorgun, zihnin dağınık. İçinde bir ağırlık var ama yine de devam ediyorsun. Çünkü “önce ben” demek sana öğretilmemiş. Hep bir başkası önce gelmiş; bir iş, bir insan, bir beklenti. Ama içten içe tükenen o ses, her geçen gün biraz daha kısılıyor. Ve bir noktadan sonra fark ediyorsun: Sen yoksan, hiçbir şey tam değil.
Kendine öncelik vermek, sandığın gibi bir bencillik değil. Bu, kendine dönüp bakabilme cesaretidir. Kendi ihtiyaçlarını fark etmek, duygularını ciddiye almak ve “ben de varım” diyebilmektir. Çünkü mutlu olmayan bir insanın verdiği mutluluk eksiktir. Sağlığı yerinde olmayan birinin sunduğu destek yarımdır. Ve içi boşalmış bir kalbin sevgisi, ne kadar samimi olursa olsun, bir süre sonra yetmemeye başlar.
Bir ağacı düşün… Kökleri kurumuşsa, dalları ne kadar yeşil kalabilir? Ne kadar meyve verebilir? İnsan da böyledir. Kendi köklerini beslemeden başkalarına gölge olmaya çalışmak, sadece yavaş bir tükeniştir. Oysa kendine iyi baktığında, kendini dinlediğinde, sınırlarını koruduğunda… İşte o zaman gerçekten var olursun. Ve ancak o zaman, başkalarına da gerçek bir iyilik sunabilirsin.
Kendine zaman ayırmak, dinlenmek, hayır diyebilmek, ihtiyaçlarını ertelememek… Bunlar lüks değil, gerekliliktir. Kendine gösterdiğin özen, aslında hayatına duyduğun saygıdır. Ve en önemlisi, başkalarına verebileceğin en dürüst mesajdır: “Ben de değerliyim.”
Unutma, sen mutlu olamazsan kimseyi gerçekten mutlu edemezsin. Sen iyi olmazsan, kimseye tam anlamıyla iyi gelemezsin. Bu yüzden hayatında bir şeyi değiştirmek istiyorsan, en başa kendini koyarak başla. Çünkü sen, kendi hayatının en önemli parçasısın.
Yeşim Sevince 23.03.26′



YORUMLAR