İSTANBUL (AA) – İstanbul Valisi Davut Gül, Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Deniz Yaşamını Koruma Derneğinin ev sahipliğinde Tavşan Adası bölgesinde sürdürülen bilimsel araştırma, aktif onarıcı restorasyon, hayalet ağlarla mücadele ve teknoloji destekli izleme çalışmalarını inceledi.
Gül ve Ağırbaş'a, Tavşan Adası çevresinde tekneyle yaptıkları incelemede, Deniz Yaşamını Koruma Derneği (DYKD) Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Narcı, bölgede 2015'ten bu yana yürütülen bilimsel çalışmalarla ilgili bilgi verdi.
Ziyarette, bölgedeki denizel biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik çalışmaların yanı sıra mercan restorasyonu ile 2026'da başlatılan mor mercan popülasyonunu güçlendirme çalışmaları da ele alındı.
Programda konuşan Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, Tavşan Adası'nda deniz ekosisteminin korunmasına yönelik çalışmaları yerinde görmekten mutluluk duyduğunu belirtti.
Buradaki çalışmaların yalnızca bir çevre projesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Ağırbaş, "Burada gördüğümüz sadece bir çevre projesi değil, bilimin, kamu iradesinin, sivil toplumun, teknolojinin ve toplumun ortak bir hedef etrafında buluştuğunda neleri başarabileceğini gösteren önemli bir model." dedi.
Ağırbaş, vakıf olarak son dönemde Akdeniz ve Ege kıyılarındaki plastik kirliliğine ilişkin çalışmalar yürüttüklerini anlatarak, "Geçtiğimiz hafta hazırlanan plastik atık raporunda da ortaya koyduğumuz üzere plastik kirliliği sadece bir atık yönetimi meselesi değil denizlerimizin, nehirlerimizin, toprağımızın ve insan sağlığının geleceğini ilgilendiren çok önemli bir mesele." diye konuştu.
Tavşan Adası'nda bilimsel araştırma, koruma, restorasyon ve sürekli izlemenin bir arada yürütüldüğünü aktaran Ağırbaş, "Buradaki çalışmanın önümüzdeki günlerde Marmara Denizi'nde ve diğer denizlerimizde de daha fazla yaygınlaşması için çalışmalarımız devam edecek." ifadelerini kullandı.
– "Hayalet ağlardan dolayı deniz tabanındaki canlı yaşamı tehdit altında"
Ağırbaş, bölgedeki mercan habitatının güçlendirildiğini ve deniz tabanındaki hayalet ağların temizlendiğini dile getirerek, şöyle devam etti:
"Bu atıkların yeniden ham maddeye dönüşmesiyle döngüsel ekonomiye katkı sağlanıyor. Bu noktayı çok önemli buluyorum. Ne yazık ki bugün denizlerimizdeki en büyük tehlikelerden en büyük tehditlerden bir tanesi de hayalet ağlar. Hayalet ağlardan dolayı bugün deniz tabanındaki canlı yaşamı gerçekten tehdit altında. Denizlerden çıkardığımız bir atığı yeniden kaynağa dönüştürebiliyorsak burada yalnızca denizlerimizi temizlemiyor aynı zamanda sıfır atık anlayışımızı sahada uygulamış oluyoruz."
Vatandaşların denizlerin ve nehirlerin plastik atıklarla kirletilmesini istemediğini kaydeden Ağırbaş, bu bağlamda dün plastik sektörünün temsilcileriyle de toplantı gerçekleştirdiklerini, plastik sektörünü temiz ham madde ve plastiklerle birlikte yeni nesil üretim teknolojileriyle dönüştürmek istediklerini aktardı.
Ağırbaş, firmaların ve çalışanların mağdur olmayacağı bir model oluşturulması gerektiğini vurgulayarak, şöyle konuştu:
"Bir ürünün ekonomiye kazandırılması başka atığın nehirlerimize ve denizlerimize bırakılması başka bir şeydir. Eğer atıklarımızı doğru yönetemezsek bunun bedelini doğamız ve gelecek nesiller ödeyecek. Bu nedenle Sıfır Atık Vakfı olarak güçlü regülasyon, etkin denetim ve caydırıcı yaptırımların büyük önem taşıdığını düşünüyoruz. Sıfır Atık Vakfı olarak yine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum'un liderliğinde son dönemde Akdeniz ve Ege kıyılarında ve nehirlerde gözlenen plastik atık ve mikroplastik kirliliğine karşı kapsamlı bir saha çalışması da başlatıyoruz. Bu bağlamda plastik atık kirliliğinin yoğun olarak görüldüğü Antalya, Mersin, Muğla, Adana illerine saha ziyareti gerçekleştiriyoruz. Gideceğimiz illerimizde geniş kapsamlı koordinasyon toplantıları icra edeceğiz. Bu toplantılarla beraber illerdeki sorunlarımızı paydaşlarımızla beraber çözeceğiz."
– İstanbul'da Cumhuriyet tarihinin en büyük plastik çalıştayı yapılacak
Vatandaşların plastik atıklarla alakalı yapılan çalışmalara desteğinin tam olduğunu söyleyen Ağırbaş, "Plastik kirliliği sadece bugünü değil gelecek nesillerimizi tehdit ediyor. Buradan şunu ifade etmek istiyorum. 31 Ağustos-1 Eylül tarihlerinde Cumhuriyet tarihimizin en büyük plastik atık çalıştayını İstanbul'umuzda gerçekleştireceğiz. 1988'den beri Türkiye'de bu problem var. İstanbul'da gerçekleştireceğimiz çalıştayla beraber 17 bakanlığımız 40'tan fazla genel müdürlüğümüz 400'den fazla katılımcıyla beraber bu sorunla alakalı eylem planını ortaya koyacağız." ifadelerini kullandı.
Ağırbaş, İçişleri Bakanlığının koordinasyonunda Muğla, Antalya, Adana ve Mersin valilerinin katılımıyla çalıştay bünyesinde özel bir oturum gerçekleştirileceğini belirterek, yine bakan yardımcıları seviyesinde ayrı bir oturum gerçekleştirileceğini, oluşturulacak 14 masada plastik atık kirliliğine dair bütün süreçlerin tüm yönleriyle ele alınacağını, somut çıktılarını da kamuoyuyla paylaşacaklarını dile getirdi.
Denizlere ve nehirlere plastik atık boşaltmanın ağır cezası olması gerektiğini ve güçlü takip mekanizmalarına ihtiyaç olduğunu vurgulayan Ağırbaş, Türkiye'nin farklı yerlerinde atıkların nehirlere veya denizlere döküldüğünü kaydetti.
Plastik çalıştayında deniz ve nehirlere atık boşaltılmasıyla ilgili milletin vicdanının rahat edeceği cezalarla alakalı önerilerini kamuoyuyla paylaşacaklarını belirten Ağırbaş, "Bu süreçlerde çevreyi kirletmek, nehirlerimizi, denizlerimizi kirletmek adına kimin ihmali varsa kim bu süreçlerde işini doğru yapmıyorsa biz bu işin takipçisi olacağız. Suç duyurusu yapmamız gerekiyorsa suç duyurusu yapacağız. Başka süreçlerde takip edilmesi gerekiyorsa bunun takibini yapacağız." diye konuştu.
Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği yapacağını hatırlatan Ağırbaş, "Hedefleri sahadaki uygulamalara, uygulamaları da ölçülebilir sonuçlarla dönüştürmek istiyoruz. Tavşan Adası'nda bunu görüyoruz. Şimdi bu başarılı deneyimin ardından Antalya Üç Adalar'da da bu çalışmanın yapılması bizim için oldukça kıymetli. İstanbul'da ortaya çıkan bu uygulamanın Antalya'da büyütülmesi ve Türkiye'nin farklı coğrafyalarında da yapılması bizim denizlerimize güç katacak ve burada yapılan bu rehabilitasyon çalışmasını COP31 bağlamında da dünyaya duyuracağız." şeklinde konuştu.
İstanbul Valisi Davut Gül, çevre kirliliğinin en önemli nedenlerinden birinin insan kaynaklı olduğunu, insan baskısı kalktığında doğanın kendini yenilediğini belirtti.
Tavşan Adası'ndaki çalışmanın buna güzel bir örnek olduğunu aktaran Gül, devletin çalışmalarına sivil toplum kuruluşlarının destek olması ve böyle bir kültür oluşturulmasının önemini vurguladı.
Sıfır Atık Vakfı'nın dünya çapında ses getirecek çalışmalar yaptığını dile getiren Gül, "Bu şunu gösteriyor, sıfır atık meselesi, çevre meselesi sadece bir günlük, bir haftalık mesele ya da bir etkinlik değil. Bunun bir kültür oluşması, bir yaşam tarzı olarak kabul edilebilmesi için 7'den 70'e her birimizin sahiplenmesi, her birimizin bunu içselleştirmesi gerekiyor." dedi.
– Çalışma, Antalya Üç Adalar bölgesinde de yapılacak
Deniz Yaşamını Koruma Derneği Başkanı Volkan Narcı, Tavşan Adası'nda 11 yıldır restorasyon ve koruma çalışmaları yürüttüklerini, bölgenin Marmara Denizi'nin geleceği açısından umut veren bir pilot alan olduğunu söyledi.
Tavşan Adası bölgesinin Cumhurbaşkanlığı tarafından Kesin Korunacak Hassas Alan ilan edildiğini hatırlatan Narcı, şöyle devam etti:
"700'e yakın kök mercanı restorasyonu yapıp hayalet ağları temizlenip örnek bir koruma statüsü ve çalışmaları yürütülüyor. Yaptığımız buradaki pilot çalışmayı, Üç Adalar'da Antalya Valimizle beraber ikinci bir örnek çalışmayı da hayata geçiriyoruz. Oradan da hem Türkiye'mizde Marmara Denizi hem de Akdeniz'de Antalya'da COP'a ve dünyaya şunu söyleyeceğiz. Türkiye otuz çarpı otuz hedeflerini sözde ve masada değil sahada aktif olarak tüm paydaşlarıyla tüm kurumlarıyla beraber iyi örneklerini yönettiğimiz bir alan."
– Mor mercanlar da risk altında
Deniz Yaşamını Koruma Derneği Kurumsal İlişkiler İşbirlikleri Direktörü Gizem Ece de buradaki mercanların deniz ekosistemi açısından önemli olduğunu belirtti.
Sarı mercanlar üzerine yapılan çalışmalarda yüzde 80 başarı elde edildiğini kaydeden Ece, "2026 Ocak ayı itibarıyla Türkiye'de ilk defa daha derin deniz mercanları olan mor mercanlarla çalışmaya başladık ve onların restorasyon çalışmalarını bu alanda yürütüyoruz. Mor mercan, özellikle uluslararası statüler gereği nesli risk altında olan, sınırdaki türlerden birisi. O yüzden çok kıymetli." diye konuştu.










