Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Yeşim Sevince
Yeşim Sevince

Yalnızlığın Anatomisi

Yalnızlık, derinin hemen altında başlamaz;
önce yüzeye yerleşir,
sakin bir ifade gibi.
Gözler normal görünür,
eller sıradan hareket eder.
Ama bu, yalnızca bedenin dış katmanıdır
içeride başka bir sistem çalışır.
Kalbe inildiğinde
ritim düzensizleşir bazen.
Sebepsiz bir neşe,
bir anda hızlanan atışlar gibi yayılır damarlara.
En küçük anlar büyür,
kahkahalar çoğalır hücre hücre.
Sonra ansızın düşer nabız;
gözyaşı,
bedenin kendini boşaltma biçimi olur.
Hıçkırıklar,
kelimelerin kuramadığı cümleleri kurar.
Zihin, bu bedenin en uykusuz organıdır.
Gece olduğunda
karanlıkla birlikte çalışmaya başlar.
Bazen erken kapanır kapaklar
bu bir savunmadır belki,
bir kaçış refleksi.
Ama çoğu gece
düşünceler sinir uçlarında dolaşır,
bir nöbet gibi sürer sabaha kadar.
Hiçbir uyku,
tam anlamıyla onaramaz bu yorgunluğu.
Ve acı
onun anatomisi yoktur aslında.
Ne tam ölçülür,
ne de kesin bir yere yerleştirilir.
Bölünür gibi olur, çoğalır gibi hissedilir,
ama hiçbir hesap tutmaz.
İnsan,
kendi içinde çözülemeyen bir denklemin
sessiz sonucu olur.
Bütün bunlar olurken
dış dünya teşhis koyamaz.
Çünkü bazı yaralar
deride iz bırakmaz.
Bazı hikâyeler
yüksek sesle anlatılmaz.
Onlar,
bedenin en derin yerinde,
sessizce yazılır.

Ama her beden
kendini onarmayı da bilir.
En derin dokularda bile
yenilenme sessizce başlar.
Bir gün,
o yorgun kalp yeniden ritmini bulur,
zihin nöbetini bırakır usulca.
Ve insan anlar
en karanlık yerlerde bile
ince bir ışık dolaşır damarlarda.
Yalnızlık,
tamamen yok olmaz belki,
ama artık
iyileşmenin bir parçası olur…

Yeşim Sevince 15.04.26′

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER