Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Yeşilhat Akademi Buluşmaları’nda su yönetimi ve enerji teknolojileri konuşuldu

– AA Çevre ve Tarım Haberleri Müdürlüğü ve Yıldız Teknik Üniversitesi işbirliğinde düzenlenen “Yeşilhat Akademi Buluşmaları”nda, iklim kriziyle mücadelede su yönetimi ve enerji teknolojileri ele alındı
– YTÜ Temiz Enerji Teknolojileri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Aysel Kantürk Figen:
– “Enerji teknolojilerinin değerlendirilmesinde karbon ayak izi kadar su ayak izi de dikkate alınmalı. Enerji üretirken ne kadar su tükettiğimizi ve ne kadar kirlettiğimizi bilmek zorundayız”

- AA Çevre ve Tarım Haberleri Müdürlüğü ve Yıldız Teknik

İSTANBUL (AA) – Anadolu Ajansı (AA) Çevre ve Tarım Haberleri Müdürlüğü Yeşilhat ve Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) işbirliğinde düzenlenen "Yeşilhat Akademi Buluşmaları"nda uzmanlar, iklim kriziyle mücadelede enerji teknolojilerinin yalnızca karbon değil, su ayak izi açısından da değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

YTÜ Davutpaşa Kampüsü Tarihi Hamam'da düzenlenen ve moderatörlüğünü AA Çevre ve Tarım Haberleri muhabiri Gülseli Kenarlı'nın yaptığı "Sürdürülebilirlik Perspektifinde Su Yönetimi ve Enerji Teknolojileri" başlıklı panele, Temiz Enerji Teknolojileri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Aysel Kantürk Figen, İnşaat Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayrullah Ağaçcıoğlu, İnşaat Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Çakmakçı ve Temiz Enerji Teknolojileri Enstitüsü Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Ali Rıfat Boynueğri konuşmacı olarak katıldı.

Panel öncesinde YTÜ Araştırma Planlama Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Güleda Engin selamlama konuşması yaptı.

– "En büyük dönüşümün tarımsal sulamada sağlanması gerekiyor"

Panelde ilk sözü alan Prof. Dr. Hayrullah Ağaçcıoğlu, suyun doğadaki döngüsünün uzun yıllara yayıldığını belirterek, "Su buharının taşınması, soğuk hava ile karşılaşması ve atmosferdeki parçacıklar üzerinde yoğunlaşmasıyla yağış oluşuyor. Bu döngü kesintisiz devam ediyor ancak bir su kütlesinin kaynağına dönmesi ortalama 100 yıl sürebiliyor." dedi.

Türkiye'de yağışın önemli kısmının kullanılamadan kaybedildiğini, suyun yaklaşık yüzde 75'inin tarımda kullanıldığını vurgulayan Ağaçcıoğlu, su yönetiminde en büyük dönüşümün tarımsal sulamada sağlanması ve verimlilik artışının en kritik başlık olması gerektiğini söyledi.

Ağaçcıoğlu, tarımsal sulamada kullanılan açık kanal sistemlerinde ciddi kayıplar yaşandığını, basınçlı sulama sistemleriyle su kayıplarının büyük ölçüde azaltılabileceğini ve kayıpların yüzde 2-3 seviyesine kadar düşürülebileceğini kaydetti.

– "Atık su, bertaraf edilmesi gereken bir yük değil"

Prof. Dr. Mehmet Çakmakçı, su kaynaklarını iklim değişikliğine uyum açısından en kırılgan alan olarak nitelendirdi.

Yağışların kısa sürede ve yoğun şekilde gerçekleştiğine dikkati çeken Çakmakçı, bu durumun hem afet riskini artırdığını hem de suyun etkin kullanımını zorlaştırdığını ifade etti.

Türkiye'de su kaynaklarının bölgesel dağılımındaki dengesizliğine işaret eden Çakmakçı, "Su potansiyelinin önemli kısmı Fırat-Dicle Havzası'nda yer alırken, nüfusun büyük bölümü Marmara'da yaşıyor. Bu da ciddi bir yönetim zorluğu oluşturuyor." diye konuştu.

Atık suya bakış açısının değişmesi gerektiğini dile getiren Çakmakçı, şunları söyledi:

"Atık suyu, bertaraf edilmesi gereken bir yük değil, yeniden kullanılabilir bir kaynak olarak görmeliyiz. Özellikle ileri arıtma teknolojileriyle sanayi ve tarımda ciddi potansiyel söz konusu. Uygun arıtma teknolojileriyle bu sular farklı sektörlerde kullanılabilir. Atık suyun yeniden kullanımının yaygınlaştırılmasıyla su stresi azaltılabilir. Gri su ve siyah su ayrımı da yeni yapılarda zorunlu hale getirilmeli."

– "Karbon ayak izi kadar su ayak izi de dikkate alınmalı"

Prof. Dr. Aysel Kantürk Figen ise temiz enerji kavramının yalnızca karbon emisyonlarıyla sınırlı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini, su kullanımının da bu alanda kritik bir parametre olduğunu belirtti.

Figen, "Enerji teknolojilerinin değerlendirilmesinde karbon ayak izi kadar su ayak izi de dikkate alınmalı. Enerji üretirken ne kadar su tükettiğimizi ve ne kadar kirlettiğimizi bilmek zorundayız. Birim enerji üretimi başına kullanılan ve kirletilen su miktarını analiz ediyoruz." şeklinde konuştu.

Yenilenebilir enerji kaynaklarının su tüketimini azaltmada önemli rol oynadığını ifade eden Figen, güneş ve rüzgar enerjisi gibi kaynakların fosil yakıtlara kıyasla su kullanımını ciddi ölçüde düşürdüğünün ve su krizini yaklaşık yüzde 28 oranında azaltma potansiyeli sunduğunun altını çizdi.

Hidrojenin hem enerji taşıyıcısı hem de sanayi için önemli bir ham madde olduğundan bahseden Figen, "Yeşil hidrojen gibi düşük emisyonlu üretim yöntemleri, enerji dönüşümünde kritik rol oynayacak. Gelecekte yeşil hidrojenin daha yaygın şekilde kullanılması bekleniyor." tespitini paylaştı.

– "Bataryaların yalnızca yüzde 5'i geri dönüşüme giriyor"

Doç. Dr. Ali Rıfat Boynueğri, ulaşımda elektrikli sistemlerin yaygınlaşmasının enerji ve su yönetimi açısından önemli etkiler doğurduğunu söyledi.

Hibrit araçların kısmi iyileşme sağladığını ancak fosil yakıta bağımlılığın sürdüğünü belirten Boynueğri, elektrikli araçların özellikle yenilenebilir enerjiyle birlikte çok daha çevreci hale geldiğini aktardı.

Ulaşımın su ayak izine de dikkati çeken Boynueğri, fosil yakıtların rafineri süreçlerinden itibaren yüksek su tüketimine yol açtığını, bataryalı araçların ise yenilenebilir enerjiyle birlikte su açısından en avantajlı seçenek haline geldiğini vurguladı.