Ne büyük, ne destansı bir direniştir bu. Kadını, çocuğu, yaşlısı demeden bir milletin; varıyla yoğuyla, inancıyla ve yüreğiyle verdiği eşsiz bir mücadeledir. Bu zafer, sadece bir savaşın kazanılması değil, aynı zamanda bir ulusun yeniden doğuşunun habercisidir.
Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının önderliğinde, vatan toprağını korumak için gözünü kırpmadan canını ortaya koyan insanların hikâyesidir bu. Her damla kan, bayrağın dalgalanmaya devam etmesi için toprağa emanet edilmiştir. O gün yazılan destan, bugün hâlâ bağımsızlığımızın en güçlü temellerinden biridir.
Cephede mermilerin gökyüzünü kararttığı, top seslerinin yeri göğü inlettiği anlarda bile, askerlerin yüreğinde korkudan çok inanç vardı. Açlık, yokluk, yorgunluk… Hiçbiri bu milletin iradesini kırmaya yetmedi. Bir lokma ekmeği paylaşan, bir yudum suyu bölüşen insanların omuz omuza verdiği bu mücadele, tarihin akışını değiştirdi.
Çanakkale, yalnızca bir cephe değil; cesaretin, fedakârlığın ve umudun adıdır. Bir milletin, “geçilmez” diyerek kaderini kendi elleriyle yazdığı yerdir. Bu topraklarda atılan her adım, verilen her nefes, bağımsızlığın ne denli kıymetli olduğunu bizlere hatırlatır.
Ve bugün, o kahramanların bıraktığı mirasla, aynı ruhu kalbimizde taşıyoruz. Çünkü Çanakkale sadece geçmişte kalmış bir zafer değil; her nesilde yeniden hissedilen bir gurur, bir diriliş ve bir vatan sevgisidir.
Yesim Sevince 18.03.2026



YORUMLAR