Kelimelerin bazen yetersiz kaldığı, ama bir bakışın, bir susuşun bile sayfalar dolusu anlam taşıdığı o büyülü dünyanın günü… Tiyatro; çıkarsız, saf ve en gerçek haliyle hayatı bize sunan, insan ruhuna dokunan en özel sanat dallarından biri.
Sahneye adım atan her oyuncu, yalnızca bir karakteri değil, aynı zamanda insanlığın ortak duygularını da taşır. Kimi zaman bir kahkaha olur içimizde yankılanan, kimi zaman bir hüzün düğümlenir boğazımıza. Ama en etkileyici olanı, hiçbir şey söylenmeden anlatılanlardır. Sessizlikte saklı o derin anlam, tiyatronun belki de en güçlü yanıdır.
Benim tiyatroyla tanışmam ise rahmetli Nejat Uygur sayesinde oldu. Onun sahnedeki enerjisi, doğallığı ve içtenliği beni bu dünyaya çekti. Oyunlarını izlerken sadece güldüğümü değil, aynı zamanda hayatın içinden kesitleri fark ettiğimi hatırlıyorum. Belki de o yüzden tiyatro benim için sadece bir eğlence değil, bir keşif alanına dönüştü.
Zamanla vazgeçilmezim oldu tiyatro. Birçok oyuna gittim, sayısız sahne izledim. Her seferinde farklı bir duyguyla çıktım salondan. Sinema elbette etkileyicidir, ama tiyatronun yeri bambaşkadır. Çünkü orada her şey canlıdır; nefes alan, hisseden, o an var olan bir gerçeklik vardır. Oyuncunun gözündeki ışıltıyı, sesindeki titremeyi, sahnedeki en küçük detayı bile hissedersiniz.
Tiyatro, izleyicisini sadece izleyen değil, hisseden bir varlığa dönüştürür. Sizi hikâyenin içine çeker, bazen bir karakterin yerine koyar, bazen de kendinizle yüzleştirir. Belki de bu yüzden tiyatrodan çıktıktan sonra insan biraz daha düşünceli, biraz daha değişmiş olur.
Bugün, sahnede var olan, perde arkasında emek veren, sanatın bu en saf halini yaşatan tüm tiyatro emekçilerinin günü. İyi ki varlar, iyi ki hayatı bize bu kadar gerçek ve dokunaklı bir şekilde anlatıyorlar.
Dünya Tiyatro Günü kutlu olsun
Yesim Sevince 27.03.26′



YORUMLAR